DOLAR
50,1577
EURO
56,0916
ALTIN
6.555,77
BIST
11.344,41
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
12°C
İstanbul
12°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
12°C
Pazar Az Bulutlu
11°C
Pazartesi Çok Bulutlu
14°C
Salı Çok Bulutlu
13°C

IMF ile Türkiye’nin 2025 4. Madde Konsültasyonu Sonuçları ve Politikaklar Üzerindeki Yansımaları

IMF ile Türkiye’nin 2025 4. Madde Konsültasyonu sonuçları, politikaları ve etkileri üzerinde derinlemesine analiz ve öngörüler.

IMF ile Türkiye’nin 2025 4. Madde Konsültasyonu Sonuçları ve Politikaklar Üzerindeki Yansımaları
14.02.2026 03:24
A+
A-

IMF Uluslararası Para Fonu İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye ile 2025 yılı 4. Madde konsültasyonunu tamamladığını açıkladı. Yapılan açıklamada, sıkı para politikası ve ihtiyatlı maliye politikalarının desteklediği dezenflasyon sürecinin Eylül 2024’teki yıllık enflasyon oranını %49,4 seviyesinden Aralık 2025’te %30,9’a düşürdüğü belirtiliyor. Ayrıca, 2024 yılı 4. Madde görüşmeleri sonrasında dezenflasyon programında kaydedilen ilerlemeye vurgu yapıldı.

2024’ün ortasındaki geçici yavaşlamanın ardından GSYH büyümesinin güçlenmeye devam ettiği ve 2025 yılında büyüme beklentisinin %4,1 olarak öngörüldüğü ifade edildi. Türk lirasına olan talebin güçlenmesi, uluslararası rezervleri destekledi ve cari açığın yeterli düzeyde finanse edilmeye devam ettiği aktarıldı. SIKI PARA POLİTİKASININ DEZENFLASYONU DESTEKLEMESİ BEKLENİYOR şeklinde vurgulanan açıklamada, ılımlı ücret artışları ile genel olarak dengeli bir maliye politikası çerçevesinin dezenflasyonu desteklemesi gerektiği dile getirildi. Mevcut politika bileşiminin dezenflasyonla istikrarlı büyümeyi dengelemeye devam ettiği ifade edildi.

İç talebin kuvvetli seyretmesiyle 2026 yıl sonu enflasyonunun yıllık bazda %23 olacağı öngörülüyor; ayrıca politika faizinin daha da düşürülmesi ve artan güvenin büyümeyi 2026’da %4,2 seviyesine taşıması bekleniyor. Cari açığın finanse edilme kapasitesi ile mevduat sahiplerinin güveninin sürmesi, rezervlerin IMF’nin yeterlilik göstergesinin yaklaşık %80’inde kalmasına katkı sağlıyor.

Açıklamada büyümenin sağlam kalması ve enflasyonun düşmesi perspektifiyle riskler ve maliyetler de görüşmede yer aldı. Küresel ticaretteki belirsizlikler ve bölgesel çatışmalar dış riskleri yüksek tutarken, enerji fiyatlarındaki artışları veya olumsuz hava koşullarını tetikleyebilecek sürprizlerin yüksek enflasyon dönemini uzatabileceği ifade edildi. Dezenflasyona yönelik kademeli yaklaşımın finansal sektörü olumsuz etkilediği ve verimlilik artışını yavaşlattığı konuları da aktarıldı.

İddialı yapısal reformlar ve daha sıkı bir makroekonomik politika bileşimiyle dezenflasyon hedeflerinin kalıcılaştırılması çağrısı yinelendi. Vergi tabanının genişletilmesi ve uyumun artırılması yönündeki adımların enerji sübvansiyonlarının kademeli olarak kaldırılmasıyla harcamaların daha rasyonel hale getirilebileceği üzerinde duruldu. Mali alan genişledikçe ek kaynakların sosyal önceliklere yönlendirilebilmesi hedefinin altı çizildi. Ayrıca ücret politikalarının enflasyon hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi ve kamu-özel sektör işletmeleri üzerindeki gözetimin güçlendirilmesi de vurgulandı.

FİNANSAL SEKTÖR SAĞLAMLIĞINI KORUYOR Cümlesiyle öne çıkan bölümde, daha sıkı para politikası çerçevesinde para politikasının verilere bağlı kalacağı ve makrofinansal etkilerin dikkate alınacağı belirtildi. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve iletişiminin önemi; döviz müdahalelerinin sınırlı olması gerektiği ve enflasyon beklentilerinin kauçuklu çıpalanması için rezervlerin toparlanmasıyla döviz kurunda daha fazla esnekliğe kademeli geçişin doğru olduğu ifade edildi.

Yetkililerin piyasa stresine hızlı ve etkili müdahalesinin finansal sektörü koruduğu, yüksek döviz likidite riskleri karşısında ihtiyatlılığın sürdürülmesi gerektiği belirtildi. Denetim ve çözümleme çerçevelerinin güçlendirilmesi için yürütülen çalışmaların desteklendiği kaydedildi. Yapısal reform çağrılarında verimlilik, dayanıklılık ve orta vadeli büyümeyi artırmaya odaklanıldı; öncelikli alanlar sıralandı.

Ekonomik tahminler bölümünde Türkiye’nin 2027’de %4,1, 2028-2031 dönemi için ise her yıl %4 büyüme hedefleriyle ilerlemesi öngörülüyor. İşsizlik oranı için 2026’da %8,3, 2027’de %8,7 ve 2028-2031 arasında %9,1 oranları öne sürülüyor. Enflasyonun gelecek yıl %19’a, ardından 2031’e kadar %15’e gerilemesi beklenirken cari açığın GSYH’ya oranı 2026-2028 dönemi için %1,4, 2029-2031 için %1,5 olarak tahmin ediliyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.