Ahmet Mithat Efendi ve Tercüman-ı Hakikat’i İlber Ortaylı’nın bakış açısıyla keşfedin; bir dönemin izinde akıcı ve aydınlatıcı bir anlatım.

Ünlü tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın anısına dair anons niteliğinde, ebedi yolculuğa uğurlanacak olan bir döneme dair notlar paylaşılıyor. Cenaze namazının Fatih Camii Haziresi’nde kılınacağı bilgisinin ardından, mekânın yaklaşık 400 önemli ismin yatıştığı bir uğrak olduğu vurgulanıyor. Bu hazire, Sadrazamlar, paşalar, hattatlar, şairler, yazarlar ve İslam alimleriyle dolu bir hafızaya sahip. İlber Ortaylı için Fatih Camii Haziresi’ne defnedilmesi, Cumhuriyet tarihinde özel bir konuma sahip olan bir geleneğin sonrakiler tarafından hatırlanacağını gösteriyor.
Ahmet Mithat Efendi, Türk basın-yayın ve edebiyat tarihinin en etkili isimlerinden biri olarak anılan bir figür. 1844’te İstanbul’da doğan Mithat Efendi, Tercüman-ı Hakikat gazetesini kurmuş; bu yayın, Osmanlı basın tarihinde uzun ömürlü ve geniş etkili bir yol açmıştır. Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nın “100 Büyük Türk Edebiyatçısı” listesinde de yer alır ve Ortaylı’nın Milliyet için 2012’de kaleme aldığı yazıda da anlatılır.
30 Aralık 2012’de yayımlanan yazıda, “Memleketin gayretli evlatlarından” ifadesiyle Mithat Efendi’nin yaşamı özetlenir: “Ahmet Mithat bir kurumdu. Zihni kıvraktı, kalemi süratliydi, vücutça kuvvetliydi.” Genç yaşlardan itibaren yazı ve basınla iç içe olan Mithat Efendi, Tuna gazetesinde başlayan vilayet gazeteciliğini sürdürmüş; takvim-i vekayi ve matbaa-i amirin müdürlüğü gibi görevler onun yetişmesinde belirleyici olmuştur.
Sadece roman yazmadı; fen bilgisi kitapları da kaleme aldı. Irak coğrafyasında çalışma ve gözlem yaparken edindiği deneyimler, yazılarına da yansır. Mithat Paşa’nın yanında başlayan yolculuk, ilerleyen yıllarda kendisini edebiyat ve dilin gelişimi için çalışan bir uzman haline getirir. Çocuklara hitap eden bir üslup benimseyen Mithat Efendi; Tercüman-ı Hakikat gazetesinde eski ve yeni dil arasındaki demokratik köprü olma rolünü üstlenir.
Gazeteyi kendi basan ve yazı işlerini kendi kontrol eden bir patron olarak, iletişim ve içerik yönetimini kendi ellerinde tutmuştur. Bu süreç, gazetenin nüshalarının bizzat kendisi tarafından denetlenmesini ve mürettebatın gazetenin hedefleri doğrultusunda hareket etmesini sağlar. Mithat Efendi, darüşşafaka’da öğretmenlik yapmaya da devam etmiş ve hayata dair pek çok konuyu bir araya getiren birikimini sonraki kuşaklara aktarır.
Sonuç olarak, Mithat Efendi’nin mirası sadece edebiyat alanıyla sınırlı değildir. O, dönemin sosyal ve kültürel dönüşümünü yazılarıyla belgeleyen, dil ve toplumsal sözleşmelerin korunması için çaba gösteren bir figür olarak hatırlanır. Mithat Efendi’nin yaşamı ve eserleri, Türk düşünce tarihinin akışını derinden etkileyen bir döneme ışık tutar ve bu miras, Beşir Fuat ve diğer isimlerle birlikte, edebiyat-arkeoloji ve dil çalışmalarında bir başlangıç noktası olarak kabul edilir.