Yangın sonrası hayat: Hilmi Altın’ın ailesi ve günlük mücadeleleri, umutla yeniden başlayan anılar ve dayanışmanın hikayesi.

Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel yangını üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Evine dönmeye cesaret edemeyen Hilmi Altın, kayıplarının ağırlığını her sabah hissetmeye devam ediyor. İzmir’deli Altın, eşi Kübra Tonguç ve kızı Alya’yı bu trajedide kaybetti. Yaşadığı acı nedeniyle Soma’da kayınpederi ve kayınvalidesiyle birlikte kalmayı sürdürüyor; her sabah mezarlığa giderek eşini ve kızını anan Altın, kabirlerin yanındaki tabureye oturup gözyaşı döküyor. Evine ise nadiren uğrayıp ailesinin hatıralarını yaşatmaya çalışıyor.
Altın, yaşananları kabullenmekte zorlandığını şu sözlerle ifade ediyor: “Her sabah kahvemi alıyorum, önce dua ediyorum. Sonra Alya’yı okula yollamış gibi eşimle kahve sohbetimi yapıyorum, ardından işe gidiyorum. Şu an bile mezarları yaptırmak için adım atmıyorum; yaptırınca kabullenmiş olacağımı düşünüyorum.” Olayın üzerinden bir yıl geçmesine inanmakta güçlük çektiğini de ekliyor. “Doğal bir ölüm olmadığı için yasal süreçler ve adalet arayışı bu yasın bir parçası oluyor,” diyen Altın, adaletin tecellisini üst mahkemece onanmasını umuyor.
Yangınla ilgili yargı süreciyle ilgili yolculuğunu Bolu’ya gidip gelerek sürdürdüğünü belirten Altın, olayın tüm yönlerini anlamak ve anlatmak amacıyla mesafe kat ettiğini belirtiyor. Evine tamamen dönme konusunda artık sessizlik ve yalnızlık içinde kalıyor; kapıyı çalmanın lüksü artık yok. İçerde kimsenin olmadığını bilen birinin sessizliğe gömülen ağırlığı daha da büyüyor. “O zaman insan gerçekten çok zorlanmaya başlıyor,” diyor Altın.
TATİL PLANINI YAPAN ÇOCUKLAR HEYECANINI TAKVİME ÇİZMİŞLER
Altın, yangında hayatını kaybeden Atakan Yalçın ve 10 yaşındaki kızı Derin Elif Yalçın’ın aile dostları olduklarını ve Alya’nın en yakın arkadaşı Derin’le tatil planı yaptıklarını anlatıyor. Hayalleri için rezervasyonları yaparken Alya ve Derin’in attıkları adımları gördüğünü, Alya’nın Derin ile beraber üniversite ve ev arkadaşı olmayı hayal ettiklerini söylüyor. İkisi de veteriner olmak istiyordu; hayvanları çok seviyorlar. Altın, bu tatilin onlar için özel bir anlam taşıdığını ve yüzleşilmiş acının bir parçası haline geldiğini aktarıyor.
Derin ve Alya’nın bıraktığı boşluğun, toplumsal hafızada hep canlı kalacağını belirten Altın, şu anki duygularını fotoğraf ve videolar üzerinden hatırlamaya çalıştığını ifade ediyor. “Bazen kendimi videoyu izlerken kahkahalar içinde buluyorum; o ana dönüyorum, ama video bittiğinde gerçeklik yüzüme vuruyor,” diyor ve hayatını ebedî bir vazife olarak gördüklerini ekliyor. “Bize başka olayların olmasını engelleyecek bir görev verilmiş olabilir; bu yüzden şimdi çaba göstermeliyiz.”
Altın, kararların adil olduğuna inandığını ve üst mahkemenin onayını beklediğini sözlerine ekliyor. Ailesinin hatırasına sahip çıkma yükünün kendilerine kaldığını ve bu süreçte sevginin kaydını hiç silmeyeceklerini vurguluyor.