Tuz Gölü’nün küçülme tehlikesine karşı acil önlemler ve büyüyen etkiler: ekoloji, su kaynakları ve sürdürülebilir çözümler.

İklim değişikliği ve tarımsal sulama yöntemlerindeki aşırı uygulamalar, Türkiye’nin Van Gölü’nün ardından en büyük ikinci gölü olan Tuz Gölü’nün hızla küçülmesine yol açıyor. Yağışların azalmasıyla birlikte göl çevresindeki sulama ihtiyacı da artınca, yüzey suyu kaybı belirginleşiyor ve göl, son yüzyılda büyük oranda küçülüyor.
Göl 7 bin 200 kilometrekarelik yüzey alanıyla dikkat çekiyor; ancak geçmiş yıllarda yapılan ölçümlerdeki değişiklikler, suların çekilmesinin ne denli hızlı olduğunu gösteriyor. 1915 yılında askseri haritalarla belirlenen alan 2 bin 164 kilometrekare olarak kayıtlara geçmişken, 1987’de uzay fotoğraflarıyla yapılan karşılaştırmada bu rakam 926 kilometrekareye, 2005’te ise 326 kilometrekareye kadar geriledi. Bu durum, yaklaşık 90 yıl içinde Tuz Gölü’nün %85 oranında küçüldüğünü ortaya koyuyor ve kar yağışları ile yağışların azlığı nedeniyle küçülmenin sürdüğü belirtiliyor.
15 bini kaçak, 5 bini ruhsatlı olmak üzere yaklaşık 20 bin su kuyüsu bulunduğu belirtilmektedir. Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, gölü besleyen akarsuların artık yağış suları ile beslendiğini sürdürmediğini ifade ediyor. Peçenek, İnsuyu ve Uluırmak gibi kaynaklar artık doğrudan yağış olmadan Tuz Gölü’nü besleyemiyor. Eskil ve Tuz Gölü bölgesi Türkiye’nin en az yağış alan bölgelerinden biri olarak dikkat çekiyor; metrekareye düşen yağış miktarı 324 kilogramdır ki Türkiye ortalaması 574 kilogramdır. Bu durum, iklim değişikliği ve yoğun tarımsal uygulamaların göl üzerinde baskıyı artırdığını gösteriyor.
Uzmanlar, bölgede mısır ve yonca gibi suyu aşırı tüketen tarım ürünlerinin seçiminden vazgeçilerek, daha az su talep eden arpa gibi tarım seçeneklerine geçişin teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, mevcut su kaynaklarının dikkatli ve tasarruflu kullanılması, Tuz Gölü’nün korunması için birinci adım olarak öne çıkıyor.