Tokat ve KAF drama analizinde bilinmezlikteki faylar ve tekerrür sürelerini keşfedin; sürükleyici, derinlikli bir keşif yolculuğu.

13 Mart gecesi 03.35’te başlayan 5.5 büyüklüğündeki deprem, gün boyunca Tokat’ta hissedildi. Tokat, Kuzey Anadolu Fayı üzerinde konumlanmış olması nedeniyle deprem tehlikesinin bölgesel öneminin altını çiziyordu; zaman zaman bölgede 5’ten büyük sarsıntılar da kaydediliyordu. 13 Mart’ta 5.5 büyüklüğündeki deprem sonrası bölgede 100’ü aşkın artçı sarsıntı yaşandı. Fakat Tokat için, KAF dışında da bazı bilinmezler söz konusuydu; özellikle zaman zaman yeni enerji kırılımlarının bu bilinmezliklerin merkezinde olabileceği düşünülüyordu.
Milliyet.com.tr için konuşan KAF ve şehir planlama uzmanı Doç. Dr. Bülent Doğan, Tokat ile bilinmeyen fay detayı arasındaki ilişkiyi açıklarken, 1916 ve 1942 yıllarında KAF üzerinde meydana gelen depremlerin geçmişte tekrarlanan bir döneme işaret ettiğini hatırlattı. 1916’daki 7.1 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 500 kişi yaşamını yitirmiş ve 5 binden fazla ev hasar görmüştü. 9 Haziran 1919’da ise Tokat, 5.9 büyüklüğündeki bir depremle karşı karşıya kaldı ve bölgede tek büyük deprem daha önce 1916 hadisesi değildi.
20 Aralık 1942’de ise Tokat’ın üst merkezine yakın bir kırılma tespit edilmişti; bu deprem 7 olarak açıklanmış, saatler 17.05’i gösterdiğinde Erbaa ve Niksar hattında şiddetli sarsıntılar yaşandı. O dönem, Bayram gününün üçüncü gününe denk gelmesi ve insanların akşam saatlerinde kahvehanelerde ya da misafirliklerde bulunması nedeniyle yıkım ve can kaybı oranını artırdı. O depremde havanın soğuk olması, dışarıda kalmayı zorlaştırmıştı.
Tokat’taki son depremler ise 1960 yılından bu yana peş peşe geldi. 26 Temmuz 1960’ta 4.6 büyüklüğünde yaşanan sarsıntıdan bu yana, 18 Nisan 2024’te Tokat’ta 4.1 ve 5.6 büyüklüğünde depremler kaydedildi. Bu süreçte Doç. Dr. Doğan, KAF üzerinde güncel levha hızlarına bakıldığında Karlıova’dan Marmara Denizi’ne kadar kırılan ana fayın tekrarlanma aralıklarının 230–280 yıl arasında değiştiğini belirtti. Ancak bazı kesimlerde bu aralığın daha da uzayabildiğini söyledi. KAF, Karadeniz ve Orta Anadolu levhalarını ayıran temel bir transform fay olarak tanımlanıyor; bu da bölge genelinde geniş bir deformasyon zonu yaratıyor ve Tokat da bu alanın içindedir. Dolayısıyla Tokat ve çevresini etkileyebilecek depremlerin kesin büyüklüklerini öngörmek şu an bilimsel olarak net değildir.
KAF mı, tali fay mı? 13 Nisan’da meydana gelen deprem, KAF’a birkaç kilometre mesafede olsa dahi Tokat özelinde, 5–6 arasındaki depremlerin altında yatan farkı öne çıkardı. Doç. Dr. Doğan şu açıklamayı yaptı: 1942’deki deprem, KAF’ın ana kolu üzerinde kırıldı ve Niksar ile Erbaa havzaları ile KAFS’nin doğu-batı uzantılarında tellerin kırılmasıyla oluştu. Bu süreçte bazı küçük kollar da kırılmış olabilir; böylece bölgedeki enerjinin ortaya çıkıp hasara yol açtığı değerlendirilebilir. Bu veri, 1942 için daha netken, 18 Nisan 2024 depreminde tali fayların etkisi devreye giriyor. “Bu deprem, KAF’ın ana kolu üzerinde gözüküyor; odak düzlemi buna işaret ediyor. Ana fay 1942’de kırıldığı için, aynı bölgede yaklaşık 250 yıl büyük deprem meydana gelme ihtimali artık beklenmiyor; fakat 1942’nin büyüklüğü, o dönemin teknik sınırlamaları nedeniyle net değildir. Bu nedenle bölge merkezli, doğu veya batısında 6 büyüklüğe kadar deprem olasılıkları vardır” sözleriyle Doğan, tali faylar konusunun da önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye’de hangi fayların birincil hangi fayların tali olduğunun net olması zor olduğundan, ulusal projelendirme ile bu konunun acil olarak ele alınması gerekiyor. Tokat ili Niksar-Erbaa havzası, KAF kontrolünde gelişmiş olup güney ve kuzey kesimlerinde bazı fay kolları ile çevrelenmiştir. Bu kolların büyüklükleri 6 ve üzerinde deprem üretme potansiyeli taşımaktadır; ancak mevcut bilimsel veri eksikliği nedeniyle bu durum belirsizdir.