Subaşı hakkında duruşmada iddiaların ve savunmaların izlerini inceleyen kapsamlı analiz, olayın ayrıntılarını ve delil sürecini özetliyor.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuksuz sanık Eyüp Subaşı savunmasında bulundu. İddianamede kendisinin 6 ayrı eylemden sorumlu tutulduğunu ifade eden Subaşı, Panoffect Medya adlı şirketi kamu kaynağına başvurmadan kurduğunu ve kendi sermayesiyle ilerlediğini savundu. Belediyenin kurduğu bir reklam mecrasını, gelir getirmeyen bir yapı olarak görmediğini, bu mecrayı büyütüp işlettiğini vurguladı. Buna karşılık Kültür A.Ş.’den zaman zaman yapılan kira indirim taleplerinin reddedildiğini belirterek, ecrimisil sistemiyle yürüyen kiraların geçmişteki durumuna kıyasla kendi ihaleleriyle çok daha yüksek gelir elde ettiklerini söyledi ve toplamda 682 milyon lirayı aşkın kira ödemesi yaptıklarını belirtti. Ayrıca şirketler grubunun 20 milyar doların üzerinde yatırım yaptığını ifade etti.
Subaşı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve iştirakleriyle yürütülen ihalelerin belgeli, ticari ve gerçek işler olduğuna dikkat çekti. 2014 ve 2019 seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun kampanyasına yönelik dijital baskı ve duvar giydirme çalışmalarını kendi yönetimi altında yürüttüğünü iddia ederek, Fatih Keleş ile tanışmasını anlattı. Bu temaslar çerçevesinde ‘sistem’ ifadesinin danışmanlar tarafından sürekli gündeme getirildiğini ifade etti ve bunun yapının işleyişinde belirleyici olduğunu savundu.
Subaşı, üretim ihalesindeki iş kalemlerinin billboardlardan parapete kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını belirtti ve cirosunun yüzde 10’unu Fatih Keleş’e aktarmaya çalıştıklarını söyledi. Başlangıçta bu talebin sürpriz olduğunu, ancak pandemi nedeniyle ticari faaliyetlerin durma noktasına gelmesi nedeniyle bu talebin kabul edilmek zorunda kaldığını ifade etti. Dijital ekran mecralarının sektörün en popüler mecralarından biri haline geldiğini söyleyen Subaşı, Türkiye’nin çeşitli noktalarında baskı ve yer değiştirme taleplerinin karşısına “sistematik bir baskı süreciyle” çıktığını iddia etti.
Mahkeme başkanı, Subaşı’nın ifadelerini okuyup ‘sistem’ kavramını nasıl tanımladığına dair sorular yöneltti. Subaşı, danışmanların dile getirdiği sistem ifadesinin, iş akışında belirleyici olduğunu belirtti. Önceki toplantılarda Fatih Keleş’in dijital reklam alanlarının Murat Ongun’a devredilmesi yönünde yönlendirme yaptığına dair hatıralarını paylaştı ve Ekrem İmamoğlu’nun bu süreçte bilgisi olduğuna dair iddiaların ilgili kaygıları doğurduğunu kabul etti. Tehdit veya baskı altında kalıp kalmadığı sorulduğunda, özgür iradesiyle hareket ettiğini savundu. Savcı, yüzde 10’luk payın kimlere ne şekilde verildiğini ve paranın nasıl aktarıldığını sordu; Subaşı, süreçte birkaç kez farklı kişiler üzerinden ödemeler yapıldığını belirtti.