Serebral palside erken belirtiler, yürüyüş ve duruş sorunları ile omurga sağlığı için etkili tedavi yaklaşımlarını keşfedin.

Yürüme bozuklukları ve duruş bozuklukları, serebral palsi hastalarında sık karşımıza çıkar. Hastalığın şiddetine bağlı olarak spastisite derecesi artar ve bu durum yürüyüş dengesini etkiler; aynı zamanda eklem kontraktürleri ve deformiteler, kalça çıkığı ile omurga ve ayak deformitelerine yol açabilir. Kalça çıkığı görülen oranlar hastalığın şiddetiyle paralel olarak %15’ten %75’e kadar yükselebilir; omurga deformiteleri ise tedavi edilmediğinde daha sık ortaya çıkar ve en ağır vakalarda %85’leri aşabilir. Bu bozukluklar, GMFCS I-V dereceleri arttıkça daha belirgin hale gelirler. Bu beş belirtiyi hafife almayın!
Aileler genelde fizik tedavi hekimi sonrası çocuk obstetriğine (ortopedi) yönlendirilir. Özellikle erken çocukluk döneminde bu belirtiler hissediliyorsa, uzman değerlendirmesi kesinlikle şarttır: 1) Tonus değişiklikleri, artış veya azalma; 2) Yürüme becerisi olanlarda parmak ucu yürüyüşü; 3) Diz ve kalça eklemlerinde fleksiyon veya beklenmedik bükülmeler; 4) Perineal hijyen sırasında kalça açıları ve asimetri/agrı durumları; 5) Omurga eğriliği. Zamanında müdahale edilmezse ilerleme kaçınılmazdır.
Uzun süreli parmak ucunda yürüme, dengesizlik, ayak tabanında nasır oluşumu ve ayak kemiklerinde geri dönüşü olmayan taraklanma gibi durumlar kalıcı hale gelebilir. Ayrıca diz ve kalça kontraktürleri, yüksek femoral anteversiyon gibi sorunlar, halihazırda denge sorunları bulunan çocuklarda yürüyüş dengesini daha da bozabilir. Kalça çıkığı ve omurga deformiteleri bu bağlamda en kritik konulardır. Yürüyemeyen çocuklarda bile bu bölgelerin tedavisi gerekebilir; omurga deformiteleri ilerledikçe kaburgalar leğene temas eder ve ağrı ile solunum güçlükleri gelişir. Batın hacmi de daraldıkça beslenme sorunları ve gıda aspirasyonu riski artar.
Düzenli kalça muayenesi ihmal edilmemelidir. Birçok SP hastası fizik tedaviyle yakın takibe alınır; bu nedenle her hasta için rutin ortopedik muayene gerekli değildir. Ancak spastisite kontrolü fizik tedaviyle sağlanamadığında veya kontraktürler geliştiğinde hastalar yönlendirilir. Genelde kalça muayenesinin rutin olarak yapılması, radyografilerle durumun izlenmesi gerekir. GMFCS I ve II düzeyindeki hastalarda rutin film gerekmez; semptom varsa film çekilmelidir. GMFCS III, IV ve V için ise yaklaşık 6 ayda bir klinik muayene ve yılda bir radyografik kontrol önerilir. Bu izlem, iskelet büyümeyi tamamlayana kadar sürdürülür.
Kişiye özgü tedavi planları uygulanır. Spastisite için sık başvurulan bir yöntem, kas içine Botulinum Toksini enjeksiyonudur. Bu enjeksiyonla kas-nerv kavşağında geçici bir felç etkisi yaratılarak spastisite giderilir; kontraktürler ilerledikçe bu yaklaşım işe yaramaz hale gelir ve o dönemde kas gevşetmeleri tercih edilir. Bazı ayak ve üst ekstremite deformitelerinde etkili olan tendon transferleri de uygulanabilir. Kemik deformiteleri veya gevşetme ile düzeltilemeyen durumlarda kemik cerrahisi gerekebilir; kalça çıkığı için kombine cerrahiler (kemik ve yumuşak doku ameliyatları) yapılabilir. Omurga deformiteleri gelişirse spinal enstrümantasyon ve füzyon işlemleri uygulanır.