Ortadoğu savaşlarının küresel enerji piyasası ve hava taşımacılığı üzerindeki ardışık etkilerini analiz eden kapsamlı bir içgörü sağlar.

Ortadoğu’da İran merkezli çatışmaların küresel enerji piyasalarını sallaması, havacılık sektörünü doğrudan tetikledi. Savaşın başlangıcından bu yana uçuşların yaklaşık 50 bininin iptal edildiği, Dubai Havalimanı’nın ise yaklaşık 17 gündür tam kapasiteye ulaşamaması dünya uçuş ağını önemli ölçüde sekteye uğrattı. En belirgin değişim ise petrol fiyatlarında görüldü; Dünya Bankası’nın bu yıl için 65 dolar seviyesi öngördüğü fiyatlar hızla yükselerek 106 doların üzerine çıktı ve bu artış jet yakıtı maliyetlerini de çoğalttı.
İflas riski uyarısı Uzmanlar, yakıt maliyetlerindeki artışın havayollarının toplam operasyon giderlerini yüzde 20–30 oranında artırabileceğini belirtiyor. Şirketler ise biletleri genelde aylar öncesinden sattıkları için maliyet artışını hemen fiyatlara yansıtmakta güçlük çekiyor. ABD verileri incelendiğinde ocak ayında havayollarının galon başına ortalama 2,36 dolar ödedikleri görüldü; ancak savaş sonrası fiyatlarda hızlı yükseliş devam ediyor.
Analistler, maliyet artışının şirketleri iki uçta sıkıştırdığını vurguluyor: Fiyatları aşırı yükseltmek talebi düşürebilirken, zam yapmamak ise zarar riskini artırıyor. Havacılık yazarı Zach Griff, savaş nedeniyle Ortadoğu uçuşlarının durmasının özellikle uzun menzilli ve kârlı hatlarda etkili olduğunu ifade ediyor; yakıt maliyetlerinin yükselmesiyle bazı düşük maliyetli havayollarının iflas tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor.
Yolcuların ödediği ücretlere yönelik baskılar da giderek artıyor. Deutsche Bank’ın analizine göre ABD’de bazı uçuşlarda ortalama bilet fiyatları yüzde 15–124 aralığında yükseldi. Düşük maliyetli Spirit Airlines’ta mart sonu için satılan bazı biletlerin fiyatı 86 dolardan 193 dolara çıkabildi; transatlantik ve kıtalararası uçuşlarda artış oranları yüzde 100’ü bile aştı. Uzun mesafeli rotalarda fiyat artışlarının daha belirgin olması bekleniyor.
Maliyetleri sınırlama yolları Havayolları artan yakıt maliyetine karşı çeşitli stratejiler uyguluyor. Bunların başında “yakıt riskinden korunma” (fuel hedging) geliyor; bu yöntemde gelecek yakıt ihtiyacını finansal sözleşmelerle sabit tutmaya çalışılıyor. Ancak bu yaklaşım önemli nakit gerektiriyor ve petrol fiyatları düştüğünde şirketler daha pahalı yakıt almak zorunda kalabiliyor. Ayrıca bazı firmalar filolarını daha yakıt tasarruflu uçaklarla modernize ederken, yeni nesil motorlar ve hafif tasarımlar koltuk başına yakıt tüketimini yaklaşık %10 oranında azaltabiliyor.
Sektörde biyoyakıt da alternatif olarak değerlendiriliyor; 2025 itibarıyla havacılık yakıtı içindeki payın yaklaşık %7 olması hedefleniyor. Boeing 777, uzun menzilli uçaklar arasında büyük yakıt kapasitesine sahip ve yaklaşık 170 bin litre yakıtla 14–16 saat aralığında kesintisiz uçuş imkanı sunuyor. Saat başına ise bir Boeing 777 yaklaşık 6–7 ton yakıt tüketiyor; 10 saatlik bir uçuş toplamda 70 tonun üzerinde tüketim getirebiliyor.
Yükselen yakıt maliyetleri nedeniyle bazı havayolları biletlerde ek ücret uygulamaya ya da mevcut fiyatları artırmaya başladı. Bu süreçte Qantas, New Zealand, SAS, Cathay Pacific, Air France-KLM, Air India, Hong Kong Airlines, AirAsia, Thai Airways ve FlySafair gibi firmalar doğrudan fiyat artışlarına giderken, bazıları yakıt ek ücreti (fuel surcharge) uygulamasını sürdürdü.
Petrol 106 dolara doğru ilerliyor Piyasalar petrol endişelerini hâlâ fiyatlayışını sürdürüyor. ABD Başkanı Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın güvenliği için uluslararası destek çağrısı, yatırımcıları Ortadoğu’daki petrol altyapısına yönelik tehditlere yönlendirse de Brent petrol yüzde 2,82 artışla 106 dolara doğru ilerliyor ve WTI yüzde 2,43 yükselişle 100 doların üstüne çıkıyor. Enerji fiyatlarındaki bu yükseliş küresel piyasalarda altın ve diğer varlıklar üzerinde de etkisini gösterdi; altın ons fiyatı 5.000 dolar civarında işlem gördü ve gram altın haftaya 7.242 TL’den başlarken kısa vadede hafif değer kaybetti.