İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde restorasyon ve yeniden yapılandırmayla yeni müzecilik vizyonu, koruma ve yenilikçi deneyimlerin buluştuğu süreç anlatımı.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde yürütülen çalışmalar, tarihî yapıların özgün mimari karakterini gelecek nesillere aktarmak üzerine kurulu temel hedeflerle ilerliyor. Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un ifadelerine göre, bu süreç sadece yapıları güçlendirmekle sınırlı kalmıyor; müzelerin çağdaş müzecilik standartlarına uygun yeniden düzenlenmesini de kapsıyor. Projeler etaplar halinde uygulanıyor ve her aşamada ölçek dikkate alınarak şekillendiriliyor.
İlk aşama, Klasik Bina’nın güçlendirme ve restorasyonunu kapsıyor. 1891’de inşa edilen bölüm ile güney kanadın güçlendirme çalışmaları tamamlanırken, 2017’de ikinci etap için teşhir-tanzim ve güçlendirme adımları devreye alındı. Tüm süreçler sonlanınca Klasik Müze Binası 2021’de ziyaretçilere açıldı. Ardından Eski Şark Eserleri Müzesinin ve Çinili Köşk’ün yeniden düzenlenmesiyle, her iki mekânda da betonarme güçlendirmeler, çatı onarımları ve iç mekânın teşhir-tanzim tasarımları hayata geçirildi. Eski Şark Eserleri Müzesinin açılışı 6 Temmuz’da gerçekleştirilmiştir ve Çinili Köşk’te yaklaşık 54 bin çininin envanteri çıkarılarak her birine ilişkin müdahale paftaları oluşturuldu.
Çinili Köşk’teki çalışmalar, çatı yenilemeleri ve özgün yüzeye uygun uygulamalarla tamamlandı. Eserler çağdaş sergileme teknikleri ile ziyaretçilere sunulurken, İznik, Kütahya ve diğer bölgelerin salonları da yenilendi. Selsebilli Oda’da Osman Hamdi Bey’i canlandıran özel bir panel uygulaması, ziyaretçi deneyimini zenginleştirdi ve köşkün dış cephe çinilerinin restorasyonu dikkatle sürdürüldü. Bu süreçte yaklaşık 54 bin çininin özel müdahale paftaları hazırlanarak temizlik ve güçlendirme çalışmaları titizlikle yürütüldü.
Müzenin ana girişi Gülhane Meydanı’na taşınarak ziyaretçi karşılamaya yeni bir merkez kazandırıldı. Bu değişiklikle müze kompleksi içindeki Osman Hamdi Bey Yokuşu da yeniden düzenlendi ve gezinti rotası boyunca 38 arkeolojik eser sergilenmeye başlandı. Avluda yapılan peyzaj çalışmalarıyla yaklaşık 140 eser açık teşhir halinde ziyaretçilere sunuluyor.
Yaşayan bir kültür alanı olarak bakıyoruz yaklaşımıyla ilerleyen çalışmalar, koleksiyonların dünya ölçeğinde değerini artırıyor. Hedefimiz, bu mirası korumak ve gelecek nesillere aktarmak için gerekli adımları aynı dikkat ve kararlılıkla sürdürmektir. Bilim insanlarına, uzmanlara ve emek veren tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ederim; sürecin her aşaması, mirasımıza yönelik ortak sorumluluğumuzun bir parçasıdır.