GKRY-Nülüfe Lübnan MEB Anlaşması ve Türkiye-Kıbrıs perspektifleri üzerine güncel analiz: jeopolitik dengeler, enerji ve güvenlik

Bu satırlar, Doğu Akdeniz’deki MEB sınırlandırma süreçlerine dair güncel bir perspektifi özetliyor. GKRY ile Lübnan arasında 2007 yılında imzalanıp 26 Kasım’da yeniden yürürlüğe giren münhasır ekonomik bölge (MEB) anlaşması, bölgede bulunan Türk kıta sahanlığı ve Kıbrıs’taki haklar üzerinden önemli tartışmaları tetikliyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, bu tür adımların Ada üzerindeki eşit hak ve çıkarları ilgilendirdiğine dikkat çekti ve GKRY’nin Ada’nın tümünü temsil etme yetkisi olmadığını vurguladı.
Keçeli, GKRY’nin, Kıbrıslı Türkleri veya Ada’nın tümünü kapsayan tasarruflarda bulunmaya yetkisi olmadığını ifade ederek, bölge ülkelerinin bu tür tek taraflı çalışmalara destek vermemesi çağrısını yineliyor. Ayrıca uluslararası topluma, GKRY’nin bu adımlarına karşı dikkatli olunmasını rica ediyor ve KKTC’nin haklarının görmezden gelinmesini kabul etmeyeceklerini sürdürüyorlar.
Milli Savunma Bakanlığı da benzer bir duruş sergileyerek, KKTC’nin haklarını yok sayan hiçbir anlaşmayı kabul etmenin mümkün olmadığını belirtti. Bakanlık, bu tür tasarrufların Lübnan’ın çıkarlarını da ihlal edebileceğini ifade ediyor ve Denizcilik alanında iş birliğine açık olduklarını kaydediyor.
Uzmanlar bu konuyu birkaç farklı bakış açısıyla değerlendirdi. Prof. Dr. Hasan Ünal, bölgede arama ve sondaj faaliyetlerinin yeniden başlamasının gerekebileceğini; Kıbrıs Rum tarafının tüm ada adına yetkili olmadığını ve Avrupa’nın Türkiye ile ilişkileri konusunda dikkatli olması gerektiğini belirtti. DEHUKAM Baş Araştırmacısı Prof. Dr. Yücel Acer ise Lübnan’ın bu hamlesinin enerji arayışlarıyla ilişkilendirilebileceğini ve İsrail’in GKRY’yi Türkiye’ye karşı teşvik etmiş olabileceğini öne sürdü. Özellikle Türkiye, KKTC’nin ruhsatlı alanlarında adımlar atabilir ve bu durum GKRY- KKTC ilişkileriyle gerginlikleri artırabilir.