Filistin meselesinde vize iptali ve dijital diplomasi üzerine kapsamlı bir değerlendirme
ABD yönetiminin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etmesi kararını, uluslararası diplomasiye zarar veren ve adaletsiz addediyoruz. Bu adım, BM’nin sesli ve kapsayıcı bir platform olarak işlevini zayıflatma girişimi olarak görülmelidir. Özellikle iki devletli çözüm çabalarının uluslararası desteğinin arttığı bir dönemde, Filistin’in sözünün susturulmaya çalışılması barış sürecini olumsuz etkiler.
Filistin Yönetimi’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ve Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) başvurularından vazgeçmesi ve Filistin Devleti’nin tanınması yönündeki çabaların sonlandırılmasına ilişkin talep ise adil ve hukuki temelleri zayıf olan bir baskı unsuru olarak değerlendirilmelidir. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle “dünya beşten büyüktür” sözü, Filistin’in sesinin duyulmaya devam etmesi gerektiğini hatırlatır; BM Genel Kurulu’ndaki konuşma, Filistin davasının uluslararası arenadaki güçlü bir sesi olarak kalmaya devam edecektir.
ABD’NİN VİZE İPTALİ açıklamasıyla, New York’ta eylül ayında düzenlenecek 80. BM Genel Kurulu için Filistinli yetkililerin vizelerinin reddedildiği veya iptal edildiği duyurusu yapılmıştır. Dışişleri Bakanlığı, Filistin yönetimini “terörizmi kınamamak, şiddeti kışkırtmak ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ile Uluslararası Adalet Divanı (UAD) aracılığıyla İsrail’e karşı ‘hukuk savaşı’ yürütmekle” suçlamıştır. Filistin Dışişleri Bakanı Siyasi İşler Danışmanı Ahmed ed-Dik, bu karar karşısında derin şaşkınlık ifade etmiştir.
Bu gelişmeler, uluslararası arenada Filistin’in sesinin nasıl yükseltilmesi gerektiği konusundaki tartışmaları yeniden aydınlatmaktadır. Diplomasiye ilişkin bu tür kararlar, karşılıklı güven ve diyalog zeminlerini etkilediği için dikkatle analiz edilmelidir. Barış çabalarının sürmesi için adil ve eşit muameleye dayalı bir yaklaşımın benimsenmesi elzemdir.