Diş beyazlatmada dikkat edilmesi gerekenler ve beslenmenin rolü: güvenli yöntemler, süreç ipuçları ve ağız sağlığını destekleyen besinler.
Gün içinde tüketilen yiyecek ve içecekler ile genel beslenme alışkanlıkları, diş renginde belirleyici rol oynar. Sık çay, kahve tüketimi ve tütün kullanımı ile bakım eksikliği diş sararmasının önemli etkenlerindendir. Ayrıca yaş, genetik özellikler, bazı hastalıklar ve hamilelik sürecinde annenin ya da çocuklukta alınan bazı antibiyotikleri kullanımına bağlı olarak diş minesinde renk değişiklikleri görülebilir. Kemoterapi ve radyoterapinin etkisiyle tükürük salgısının azalması da dişlerin doğal temizleme fonksiyonunu bozarak sararmalara yol açabilir.
Sonsuz bir beyazlık mümkün değildir. Beyazlatmanın diş rengini birkaç ton açabileceğini ifade eden uzmanlar, sınırsız beyazlatma vaatlerinden uzak durmayı öneriyor. En güncel teknolojilerle bile maksimum iki ya da üç ton fark yaratılabildiği, bu durumun her hasta için değişebileceği vurgulanıyor. Bazı dişlerde ise yalnızca bir ton açılabilir.
Beyazlatma işlemi, diş hekimi muayenesinin ardından olumlu bir sonuç alınabileceğine dair bir planlandığında, genellikle üç adet 15’er dakikalık seans halinde uygulanır. İlk aşamada diş etleri ve çevre dokular korunur; ardından diş yüzeyine beyazlatma jeli uygulanır ve özel bir ışıkla süreç tamamlanır. İşlemden sonraki 24–48 saat boyunca etkisini sürdüren beyazlık için çay, kahve ve meyve suyu gibi içeceklerden uzak durmak büyük önem taşır. Uzun vadede beyazlığın korunması için ise diş hekiminin önerdiği ürünler kullanılmalıdır.
D ve C vitamini kaynaklarının diş ve kemik dokularının sağlığı için önemli olduğu; bu vitaminlerin eksikliğinin dişlerde zayıflık ve renk değişimi riskini artırabileceği belirtiliyor. Diş beyazlatma sürecinin ardından da bu vitaminlerin düzenli olarak alınması, kalıcılığın desteklenmesi açısından faydalı olabilir. Rutin sağlık taramalarında vitamin seviyelerinin kontrol edilmesi önerilir.