Civarda kaybolanlar üzerine derin söyleşi: Edebiyatın şifa veren sembolik yolculuğunu keşfedin.

ÜMRAN AVCI ile Vildan Külahlı Tanış arasındaki sohbet, gündelik yaşamın görünmez kırılmalarını ve yazarın bunları öykülerinde nasıl dillendirdiğini ele alıyor. Eser, Fakir Baykurt Öykü Ödülü kapsamında yılın öykü kitabı dalında değer görüldü; seçim kurulunun dikkat çektiği nokta, yazarın sıradan yaşam kesitlerini akıcı bir dille ve doğal bir akış içinde yeniden kurabilmesi üzerineydi.
Yazar, Fakir Baykurt’un edebi mirasının kendisi için ne ifade ettiğini ve bu ilişkinin yazma sürecini nasıl şekillendirdiğini paylaşırken, edebiyatın hem aydınlatıcı hem de taşıyıcı bir rol üstlendiğini vurguluyor. “Delirmek yazmasam olur muydu” diye sorarken, görünürlük ve bakış açısını merkeze alıyor; her öykünün arkasında bir başkasının dünyasına adım atmak gerektiğini belirtiyor. Acı ve hüzün, edebiyatın temel damarları olarak görüldüğünde, bu yolculuğun umudu daima bir çıkış noktası sunuyor.
Kapanış öyküsü olan Müjganlar Bilir, umudun varlığını hatırlatır ve okuyucuya daha parlak bir ufka yönelmeyi önerir. Kitabın açılış öyküsü Suretler ise Perihan’ın yüzü somut bir şekilde şekillenemeyen bir benlik arayışını anlatır. Mahallenin dilinde dolaşan bir hemşire figürü de bu arayışa eşlik eder; iz bırakan yaralar yalnızca görünür olduklarında anlam kazanır. İnsanlar, görünmenin ve anlaşılmanın peşinde; yazmak ise bu ihtiyacı somutlaştırmanın bir yoludur.
İlk öykünün teması, “Suretler”in ana fikri üzerinden şekillenir: Bir kişinin varlığını hissettirmek için gerekli olan tek şey, ya ışıltılı bir yüz ya da giderek beliren ve iz bırakan bir aşinalıktır. Böylece yazarlık, yaraların ve anıların ilmek ilmek dokunduğu bir üretim alanına dönüşür.
Adı “Civarda Kaybolanlar” olan kitap ise tek bir öyküye ithaf edilmek yerine, içindeki karakterlerin kayboluş biçimlerini ortak bir duygu bütünlüğünde toplar. Yazar, her iki kitaptaki karakterlerin temel meselelerini aynı çatı altında toplamanın yollarını aramış; kimisi kendini hiçbir yere ait hissetmeden, kimisi sırların altında ezilerek kaybolur. İnsanların görünürlüğü, ancak onlara içtenlikle bakıldığında ortaya çıkar; bu bakış ise okuyucunun empatisiyle gerçekleşir. Anadolu’nun sıcak tabiriyle “sıtkınan bakmak”, birinin içten bakışının başka birinin varlığını fark ettireceği anı işaret eder.