DOLAR
43,1297
EURO
50,2219
ALTIN
6.246,25
BIST
12.200,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
11°C
İstanbul
11°C
Yağmurlu
Pazartesi Karla Karışık Yağmurlu
2°C
Salı Parçalı Bulutlu
4°C
Çarşamba Çok Bulutlu
8°C
Perşembe Az Bulutlu
11°C

SOFRA DAĞILIRSA, EV DAĞILIR

A+
A-

 

 

Eş, sözü değil;

beraber susabilmeyi unutmaz.

 

Bir evin ayakta kalması duvarla, kolonla olmaz.

Evi ayakta tutan şey, aynı sofrada buluşabilme iradesidir.

 

Eskiden sofra; sadece karın doyurulan bir yer değildi.

Sofra; hal hatırın sorulduğu, göz göze gelinen, susarak bile anlaşılabilen bir mekândı.

Anne orada öğretmendi, baba orada örnekti, çocuk orada insan olmayı öğrenirdi.

 

Bugün ise sofralar kuruluyor ama sofra olamıyor.

 

Aynı evin içinde, farklı dünyalarda yaşayan insanlar olduk.

Bir tarafta televizyonun gürültüsü,

bir tarafta telefon ekranlarının sessiz istilası…

Herkes bir şeye bakıyor ama kimse birbirine bakmıyor.

 

Birlikte yemek var belki,

ama birlikte zaman yok.

Birlikte zaman yoksa,

birlikte kader de yoktur.

 

Aile dediğimiz şey; aynı çatı altında kalabalık olmak değil,

aynı hikâyeye dâhil olabilmektir.

O hikâye anlatılmadığında,

dinlenmediğinde,

paylaşılmadığında;

çocuk büyür ama ait olmayı öğrenemez.

 

Bugün toplumun ödediği ağır bedelin kaynağı tam da burasıdır.

Kökünü sofrada kaybeden bir nesil,

istikametini sokakta arar.

Evde konuşulmayan söz,

başkasının dilinde şekil bulur.

 

Şiddet konuşuluyor,

bağımlılıklar konuşuluyor,

ahlâk erozyonu konuşuluyor…

Ama kimse şunu sormuyor:

 

Bu çocuk en son ne zaman ailesiyle aynı sofrada, göz göze oturdu?

Sofra dağılırsa, ev dağılır.

Ev dağılırsa, mahalle dağılır.

Mahalle dağılırsa, toplum çözülür.

 

Bu yüzden mesele yemek meselesi değildir.

Mesele; durmak, yüz yüze gelmek, susup dinlemek meselesidir.

Günde yarım saat bile olsa,

telefonu bir kenara koyup,

televizyonu kapatıp,

aynı sofrada oturabilme meselesidir.

 

Çünkü çocuk, nasihati değil;

sofradaki hâli hatırlar.

 

Eş, sözü değil;

beraber susabilmeyi unutmaz.

Belki her şey kaybolmadı.

Belki hâlâ geç değil.

 

Ama şunu bilmek lazım:

Toparlanmak istiyorsak,

önce sofrayı toplamak gerekir.

 

Sofra yeniden kurulmadan,

ev yeniden inşa edilemez.

 

 

 

ETİKETLER: ,
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.