Özel Kuvvetler’den öteki sesler: Levent Göktaş ve görevden uzaklaştırma iddialarını mercek altında, olayın yankıları ve gelişmeleri özetliyor.

Sadık Ercan, 2003 yılında Özel Kuvvetler Komutanlığı’na (ÖKK) bağlı bir görev üstlenen bir subay olarak, Levent Göktaş’ın bazı hareketleri ve kendisine iletilen bilgiler nedeniyle görevden uzaklaştırılması yönünde bir düşünceyi dile getirdi. Pekin’in ifadesine göre Yaşar Büyükanıt, beni Genelkurmay 2. Başkanı olarak bilgilendirerek Göktaş’ı ÖKK bürokenine almak yerine pasif bir birliğe göndermemizi istedi. Büyükanıt’ın bu yaklaşımı, Göktaş’ın eğitim doktrin komutanlığı (EDOK) bünyesine aktarılmasıyla sonuçlandı. Pekin, ÖKK’den bir subayın EDOK’a kaydırılmasının zorlu ve üzerinde düşünülmesi gereken bir karar olduğunu belirtti.
İSMAİL HAKKI PEKİN ise “Pasif göreve verildi” ifadesini vurgulayarak, 2003 sonrasında Levent Göktaş ile ilgili gördüklerini Milliyet’e şöyle anlattı: 1. Ordu Komutanı olan Yaşar Büyükanıt’ın talimatıyla Levent’in birliğine iade edilmesi gündeme geldi. Ben de Genelkurmay 2. Başkanı kararıyla EDOK’a gönderildiğini söylediğimde, Başbuğ’un dönemiyle birlikte bu kararın tekrar gözden geçirildiğini anımsattı. Sonuç olarak Göktaş, ÖKK bünyesinde öğretim başkanlığı çerçevesinde pasif bir göreve yönlendirildi. Bu süreçte, Yalman’ın bu talimatı verdiği ve ardından Başbuğ’un dönemde bu konuyu değerlendirildiğini aktardı.
MİT Müsteşarlığı hayalleri konusunda Pekin, Levent Göktaş’ın kendisini öne çıkaran ve saygı uyandıran bir profilden çok, abartılarla bir efsane yaratmayı hedefleyen biri olduğunu savundu. Göktaş’ın adeta kendi çevresindekileri etraflı bir şekilde etkilemeye çalıştığını ve MİT Müsteşarlığı için lobiler kurduğunu iddia etti. “Göktaş’ın MİT Müsteşarı olmayı arzuladığı biliniyordu; vakti zamanında bazı kişiler üzerinden bu beklentiye dair söylentiler dolaştı” şeklinde konuştu. Fidan’ın MİT Müsteşarlığına yükselmesinin önceden öngörüldüğü ve Bütçenin bu yönde ilerlediği yönündeki değerlendirmeler de bu bağlamda ele alındı.
Göktaş’ın, Hablemitoğlu vakasıyla ve kendisiyle ilgili sesler hakkında konuşan bir dönemde, kimlerin hangi kararları aldığı ve bunun arkasındaki motivasyonların neler olduğuna dair tartışmalar sürüyor. Bu süreçte, askeri yapı içindeki atamalar ve pasif görevlere yönlendirme kararlarının, dönemin siyasi ve istihbari dinamikleriyle nasıl etkileştiği de tartışma konusu olmayı sürdürüyor.