Vicdan, göç ve aşk arasındaki iç içe geçmiş izler; romanın kalbinde sevginin ve kimlik arayışının dokusu.

Geri Gönderme Merkezi’nin soğuk atmosferinde, gözler bilgisayar ekranından ayrılmadan izliyor; duvarların arasına sıkışıp kalmış insanlar, dönüp gidenlerin gölgesinde öyküler kuruyor. Suskun-84 adı verilen göçmen, elini göğe uzatıp saydam boşluğa yazı yazarken kendi sesini duyurmaya çalışıyor; bu sahne, kahramanın içsel çilesinin somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
“Onu Sevdiğim Zamanlar” belki ilk bakışta aşk romanı gibi görünse de, aslında yurt, kimlik ve hafızayla yoğrulmuş bir vicdan romanı. Yurt nedir sorusu etrafında döner durur; yurdumuzun nerede başladığı, nefes aldığımız toprak mı, yoksa hayallerimizin kurulu olduğu yer mi? Ben bunun yanıtını vicdanın bir sınır olarak belirlediğine inanıyorum.
Geri Gönderme Merkezi’ndeki Suskun-84’ün göğe yazı yazma imgesi, kahramanın acısının ve vasiyetinin dışavurumu olarak okunmalı. Başlarda bu mektup, Tanrı’ya uzanan bir yöneliş olarak tasavvur edilse de, zamanla göçmenlerin dilsizliğini ve sessizliğini kelimelere dökme çabası halini alıyor. Dillerini geride bırakmış olan bu kişiler için dille kurulan bağ, çoğu zaman yalnızca içsel bir konuşmaya dönüşüyor.
Otobiyografik çıkışlar konusunda, kısmen geçmişten izler taşıdığı doğru; ama roman temel olarak kurmaca bir yolculuk. Ben de anlatıcım olarak, çocukluğunda kütüphane duvarlarına sığınan, edebiyatla hayatta kalmayı arzulayan birinin perspektifinden yazıyorum. Zamanla fark ettim ki gerçeğin kırılganlığı, yalnızca savaşlar ve sınırlar değildir; kelimelerin kendisi de bazen bir kalkan, bazen bir yara olarak karşımıza çıkıyor.
“Bu çağda elimize sadece sanat kaldı.” Bu düşünce, romanın temel taşı gibi duruyor; çünkü bazı pasajlarda okuyucunun kendi vicdanını devreye sokması gerekir. Bir paragraf, tamamen yazarın kendisini gizleyebilmek için yer vermediği o boşluklar üzerinden okuyucuyu işbirliğine çağırır. Hakikatin bugün bu kadar eğilip büküldüğü bir dünyada, sanatın payı büyüktür ve bizi gerçek kaynağa -bizim kendi anlam arayışımıza- götürür.