Muide Esad’ın izinde, İzmir’den Kahire’ye uzanan bir ressamın gizli ışığını keşfedin. Sanatın yolculuğu ve aşkın mirası.

İzmir’de bir evin duvarına asılı duran sade bir tablo, yıllar sonra Muide Esad’ın adını gün yüzüne çıkardı. Böylece diş hekimi Efe Erginer’in uzun soluklu çalışmalarıyla eserin kökeni ve ressamın hayatı bir romana ilham kaynağı oldu. Bu serüveni Erginer’den dinlerken, eserin nasıl saklandığı ve kimliğinin nasıl çözüldüğü üzerinde durduk.
“İsimsiz bir tabloyla başlayan yolculuk nasıl Muide Esad’a uzandı?” şeklinde başlayan hikâye, 1966’da İzmir’den İstanbul’a geçen bir ailenin anılarıyla açılır. 1971’de kendi eğitimini bitiren anlatıcı, annesinin 1972’de emekliliğini, İzmir’e dönüşlerini ve iki tablo armağanını anlatır. Cam çerçeveli minyatür boyutlarındaki manzara ile tuval üzerinde yağlı boya olan geniş göl kenarı kompozisyonu arasındaki farklar, imzaların peşine düşülen heyecanın başlangıcını işaret eder. Sol alt köşedeki “Muide Esad” imzasını fark etmek, uzun bir arayışın ilk meyvesiydi.
“Muide Esad imzasını kim tanıttı?” sorusu ise, İzmir’de bir roman toplantısında tanışılan Hıfzı Topuz’un yardımıyla cevap buldu. Topuz’un anlattığı kömürlükten, Esad Paşa’nın ailesinin evine uzanan bir bağ, resmin kime ait olduğunun doğrulanmasında kilit rol oynadı. Resmin arkasına dolmakalemle yazılan not, Muide Esad’a ait olduğunu onayladı ve bu, tüm dünyamı değiştirdi.
Muide Esad’ın kimliği ve kökeni üzerine kurulu bu keşif, ressamın Osmanlı tarihinde nasıl bir yer tuttuğunu da aydınlattı. Sadullah Paşa’nın torunu olan Muide Esad, İstanbul’un en prestijli sanat çevrelerinde sergilere katılmış; Kahire’deki sanat hayatına uyum sağlayarak oradaki resim etkinliklerinde adından söz ettirmiş bir isimdi. Galatasaray Resim Sergileri’ne iki kez katıldığı ve Güzel Sanatlar Birliği Dergisi ile Ankara Resim Sergileri’nde görüldüğü biliniyor. Günümüzde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde kayıtlı olan bu tablo, tarihsel bir bütünün parçası olarak duruyor.
Bir roman fikri nasıl doğdu? Muide Esad’ı bir roman kahramanına dönüştürme düşüncesi, onun kayıp bir bebeğe dönüşmesini engellemek adına içimdeki sızıyı besledi. Ünlü bir ailenin kızı olan Muide’nin Akademi’nin ilk kadın ressamlarından biri olması ve Mısır’a geçişi, resmin kimliğini gün ışığına çıkarmak için kılıç gibi bir motivasyon sağladı. Dört bin sayfalık edebiyat üretkenliğimin bu yükü taşıyamayacağı kadar ağır olduğu için romanını yazdım: onun adına bir sergi dileğiyle.
Gelecek planları için ise şu çağrılar var: Muide Esad’ın eserlerini ve okulu olan Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin sahiplenmesini, bu kayıp elması hak ettiği konuma taşımasını istiyorum. Diğer resimlerinin de bulunup bir “Muide Esad Sergisi” ile ortaya çıkması en büyük temennim. 2021 yılında Meşher’deki “Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı” sergisinde de görülen bu tablo, gelecekte sergilerle daha geniş kitlelere ulaşabilir.