Türkiye’nin savunma sanayinde zihinsel devrim ve yerli üretim yolculuğu: köklerden ufuklara ilham veren vizyon ve güçlü ileri teknolojiler.
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, İletişim Başkanlığı bünyesinde gerçekleştirilen bir panelde Türkiye’nin savunma sanayisine dair önemli görüşlerini paylaştı. Bu genç ve dinamik ekosistemin, yalnızca teknolojik bir ilerleme değil, aynı zamanda tarihsel bir yürüyüş olduğunu vurguladı. “Köklerden Ufuklara” başlığının, bu bağın kurumsal ifadesi olduğunu ifade eden Görgün, savunma sanayinin artık sadece bir askerî alan olmaktan çıktığını, ekonomik büyümenin, diplomatik etkilerin ve stratejik gücün temel bir bileşeni haline geldiğini belirtti.
BU DÖNÜŞÜM, ZİHİNSEL BİR DEVRİMDİR başlığı altında konuşan Görgün, bir ülkenin stratejik bağımsızlığını sadece güvenlik güçleriyle değil, teknolojik egemenlikle de kurduğunu söyledi. Türkiye’nin geçmişte ithal edilen sistemlerden artık kendi özgün tasarım ve üretimini gerçekleştiren bir aktör konumuna yükseldiğini ifade eden Görgün, bu dönüşümün teknik bir sıçrama olmaktan öte bir zihinsel devrim olduğunu vurguladı. Günümüzde 3 bin 500’den fazla firma ve yaklaşık 100 bin çalışan ile 1380’in üzerinde savunma sanayi projesi yürütüldüğünü, bu projelerin yerli tasarım, mühendislik ve üretim altyapısıyla şekillendirildiğini belirtti. Cumhurbaşkanlığı öncülüğünde başlatılan Milli Teknoloji Hamlesi doğrultusunda geliştirilen yerli çözümler, yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp müttefik ülkeler için de tercih edilen çözümler haline gelmiştir. Bu çerçevede insansız sistemlerden elektronik harp çözümlerine, siber güvenlikten uydu teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede dünya ile rekabet edebilecek ürünler geliştirilebilmektedir.
TÜRKİYE REKORA İMZA ATTI başlığıyla aktarılan veriler, ülkenin üretiminin ötesinde rekabet düzeyini yeniden tanımladığını gösteriyor. Görüng, savunma sanayisinde rekabetin yalnızca ürünlerin teknik özellikleriyle değil; tedarik zinciri verimliliği, sahadaki performans sürekliliği ve stratejik esneklikle ölçüldüğünü belirtti. 2024 yılında savunma ve havacılık sanayi ihracatı, NATO ve hizmet ihracatları dahil olmak üzere %29 artışla 7,1 milyar dolara ulaştı ve bu rakam, hedeflenen 6,5 milyar doların %11 üzerindedir. Yurt içi ve uluslararası iş birlikleri sayesinde şirketler, dünyanın büyük bir bölümüne ihracat yapabilir hâle geldi. Sadece 2023 yılında 180 farklı ülkeye ürün ihraç edildi; Temmuz 2024 itibarıyla savunma ve havacılık sanayinin ihracatı %128,4 artışla 989,6 milyon dolara, Ocak-Temmuz döneminde ise toplam ihracat %5,4 artışla 4,2 milyar dolara yükseldi. Görgün, Türkiye’nin artık aklını stratejiye, stratejisini teknolojiye ve teknolojisini ürüne dönüştürdüğünü ifade etti.
TÜRKİYE, DÜNYA GÜVENLİĞİ İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR AKTÖR başlığı altında Ferhat Pirinççi, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve Milli Teknoloji Hamlesi’nin itici gücüyle İHA’lardan SİHA’lara, radar sistemlerinden milli muharip uçaklara, hava savunma sistemlerinden gemilere ve uydu teknolojilerine kadar geniş bir üretim yelpazesinin devam ettiğini kaydetti. Pirinççi, Türkiye’nin savunma sanayi alanında dünyanın en çok ihracat yapan 11’inci ülkesi konumuna yükseldiğini ifade etti. Bu ilerlemenin, sahada ve masada sürdürülen etkili çalışmalar ve vizyoner talimatlarla gerçekleştiğini belirten Pirinççi, bölgesel güvenliğin güçlendirilmesiyle Türkiye’nin terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda da önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.