Kandil, Suriye operasyonları ve Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili riskleri analiz eden kapsamlı bir rehber; güvenlik, politika ve toplumsal etkileri özetler.
Şam yönetiminin Suriye’de tek başına mı yoksa Türkiye’nin desteğiyle mi SDG’ye operasyon düzenleyeceğine ilişkin tartışmalar, Terörsüz Türkiye vizyonunun olası etkileri bağlamında uzmanlar tarafından değerlendiriliyor. Uzmanlar, operasyonun Türkiye’deki süreci doğrudan bozmayacağını, ancak Kandil’in bu süreci kendi lehine kullanabileceği ihtimalini de dışarıda bırakmıyor.
Kandil-Haseke rekabeti üzerinde durulduğunda, Murat Aslan (Hasan Kalyoncu Üniversitesi, SETA Kıdemli Araştırmacısı) şu yorumu yapıyor: PKK’nın kongre kararları ve YPG üzerindeki organik bağların yeniden şekillendiği süreçte, YPG’nin PKK dışı konumunu sürdürmesi, mevcut operasyonların “Terörsüz Türkiye” hedefini bozmaz. Ancak PKK’nın süreçten tamamen vazgeçebileceği yönündeki bazı sesler yükseldiğinde, Türkiye’nin operasyona bir mazeret olarak Kandil’i göstermesi mümkün olabilir. Bu noktada PKK ile PYD/ YPG arasındaki rekabetin yeniden belirlenmesi, sürecin geleceğini etkileyebilir. İmralı ve DEM Parti’nin mesajları, PKK’nın Suriye ve mevcut stratejileri nasıl analiz edeceğini belirleyecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
Samimiyetsizliğin göstergesi olarak değerlendirilen bir diğer görüş ise Ömer Özkızılcık’a ait: Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı Ümran Stratejik Araştırmalar Merkezi Araştırma Direktörü, Türkiye ile çözüm sürecinin normal şartlarda etkilenmemesi gerektiğini belirtiyor. Eğer Suriye hükümeti olası bir operasyon düzenlerse, operasyonun sınırlarının net olması beklenir ve bu durum terörsüz Türkiye sürecini zararlı etkilemez. Ancak örgütün samimiyetiyle ilgili endişeler, sürecin yekpare bir destekle ilerlemediğini gösteriyor; aksi halde operasyonlar süreci olumsuz etkilemezdi.
Sürecin genel etkisi konusunda görüş bildiren bir diğer uzman ise Emekli Tümgeneral Doçent Güray Alpar: Suriye’deki durumun dış destekli bir yaklaşım olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Başlangıçta bazı aktörlerin kabulüyle başlayan süreçte, müdahalelerle sınırların ve planların değiştirilmesi hedeflenmiş gibi görünüyor. Bunun sonucunda Türkiye’deki vatandaşların konuyu daha bilinçli takip ettiği ve durumu daha iyi anladığı ifade ediliyor. Bu bağlamda, Terörsüz Türkiye sürecinin genel olarak etkilenmeyeceğini düşünmek mümkün.