Japon deprem uzmanı Moriwaki’nin Erzurum Kitap Fuarı söyleşisinden deprem levhaları ve yaşam üçgeni üzerine dersler: bilinçli hazırlık, güvenli yaşam

Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 7. Kitap Fuarı kapsamında Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki’nin katıldığı söyleşi vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi. Etkinlikte Moriwaki, Türkiye ile Japonya arasındaki deprem konusundaki farkları ve güvenli yaşam için önerilerini paylaştı.
Levha kavramlarının büyüklüğü konuşmacı, Japonya’da dört deprem levhası bulunduğunu, Türkiye’nin ise altı adet levhaya sahip olduğunu belirtti. Bu farklılıkların Türkiye’yi deprem açısından daha karmaşık bir konuma ittiğini ifade eden Moriwaki, “Dünyada bu kadar karışık bir levha yapısına sahip başka bir ülke yok” diye ekledi. Bu durumun depremle yaşamanın bir gereği olduğunu vurguladı.
Yaşam üçgeninin önemi ve merdiven güvenliği başlığıyla devam eden konuşmada Moriwaki, deprem anında insanların güvenli hareket alanını belirleyen yaşam üçgeninin önemine değindi. Merdivenleri kullanmanın her zaman güvenli olmadığını söyleyen uzman, bazı durumlarda merdivenlerin çökebildiğini anımsatarak “merdivenden kaçmamak daha güvenli bir tercih olabilir” görüşünü paylaştı. Özellikle 2020 İzmir depremi ve Hatay-Maraş depremlerindeki tecrübeler bu uyarıyı güçlendirdi.
Deprem çantasında bulunması gerekenler arasında su, metal düdük ve çikolata ya da bal bulundurmanın yararlı olduğunu söyleyen Moriwaki, ayrıca tuz ve streç film bulundurulmasının da önemini vurguladı. Tuzun yaşam üçgenindeki rolünü açıklayan uzman, su yettiği sürece bir ay kadar hayatta kalmanın mümkün olduğunu, ancak su yokluğunda güç kaybı yaşayacağını ifade etti. Streç filmin ise sıcak tutma konusunda büyük fayda sağladığını, deprem sonrası montsuz veya pijamalı kalındığında bile ısıyı korumaya yardımcı olduğunu anlattı.
Eğitimlerin çocuklardan başlayarak yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Moriwaki, Türkiye’de deprem tatbikatlarının genelde yılda bir veya iki kez yapıldığını belirtti. Japonya’da ise tatbikatlar daha sık ve sistemli şekilde yürütülüyor; anaokulundan başlayarak ayda birkaç kez eğitimler gerçekleştiğini söyledi. Tatbikatlar düdük ya da anons ile başlıyor ve çocuklar ne yapacaklarını kolayca hatırlıyorlar. Moriwaki, bu eğitimlerin oyun yoluyla başladığını da ekledi.