İranlı film yapımcılarının umudu ve festivallerin rolüyle sanatın siyaset üstünde yükselişi; özgür ifade için umut dolu bir yol haritası.

İran’da yaşayan film yapımcıları, zor koşullara rağmen yaratıcı süreçlerinden vazgeçmiyor ve çıkış yolu arayışlarını sürdürüyorlar. Bu arayış, buluşmaların ve umut dolu karşılaşmaların gerekliliğini artırıyor. Bir festivalin boykot edilmesi, direniş biçimi olarak anlaşılabilir; ancak orada yaşayan insanların gösterimlerden ve bu tür temaslardan mahrum kalması, onları cezalandırmak gibi görünebilir ve bu bana doğru gelmiyor.
Günümüzde devlet desteği olmadan varlığını sürdüren festival sayısı azaldıkça, bu ortamda üretim yapan sanatçıların bağımsız kalabilmesi için desteğe ihtiyaçları artıyor. Politik faktörlerle katılımı reddetmek, sanatı siyasetle özdeşleştirmek gibi görünebilir; bu yüzden festival ve katılımcılar arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmek gerekir. Eğer festivalleri ve orada yaşayan sanatseverleri hükümetlerin hatalarını yüceltmek amacıyla zorlayacaksak, dünyada pek çok festival bu tür baskılardan etkilenir.
Festival katılımı, hükümetlere destek amacıyla değil, siyasal rejimlerin halklar arasındaki sınırlamaları aşmanın ve kültürü ile sanatı siyasetin ötesine taşımanın bir yolu olarak değerlendirilmeli. Bu bakış açısı, sanatın özgürlüğünü korumak ve toplumsal iletişimi güçlendirmek adına hayati öneme sahip.
Bu bağlamda, Türkiye adına yarışan işlere bakıldığında, Urfa Evi’nin yönetmenliğini üstlenen Murat Çeri’nin Bir Adam Yaratmak adlı filminin Uluslararası Yarışma bölümünde yer aldığı, Doğu Ufku (Eastern Vista) bölümünde Erkan Tahhuşoğlu’nun Döngü filminin gösterileceği ve Rayların Ötesinde adlı çalışmanın Future Frame bölümünde yarışacağı bilgisi, festivallerin çok yönlü etkisini ve uluslararası boyutta dayanışmanın önemini gösteriyor.