İdea ve Zootopia: Sansürsüz bir sinema sarmalında yeniden yorumlanan, çarpıcı bir film analizi ve özgür bakış açısı

İdea filminin merkezindeki karakter Kemal, sessiz ve uzak bir villada bekçi olarak yaşamını sürdürürken şehre açılan küçük bir kapı bulur. Kapaktan içeri giren yol, onu tanınmayan bir örgütün simgesiyle karşı karşıya getirir ve neredeyse görünmez bir tutuklama sürecinin içine sürükler. Filmin özünde, Kemal’in kendini tamamen farklı bir varlık olarak yeniden inşa etme hikayesi saklıdır; Pirselimoğlu’nun döngüsel anlatı geleneği bu kez de benzer temalar üzerinden ilerler. Bir yandan kendi kısıtlanmış dünyasında hayatta kalmaya çalışırken, bir yandan da bambaşka bir evrenin kapılarını aralamaya çalışır.
Yaptığı metaforik eleştiriler, Pirselimoğlu’nun distopik atmosferinde belirginleşir. “Yol Kenarı” ve “Kerr”den aşina olduğumuz politik altmetinler, bu kez Kemal’in kimliğini ve liderliğe dair toplumsal arayışları üzerinden yeniden sorgulanır. Rigorous görsel yönetim ve mekan kullanımı, anlatıyı güçlendirmek adına baştacı edilmiştir; ekip olarak önceki projelerden aşina olduğumuz ortak kadro ve iş birliği ise sahnelerde sürekli bir güven duygusu yaratır.
İdea filminin zayıf yönlerinden biri, anlatının iki farklı zaman dilimini hızlıca birbirine bağlama çabasında ortaya çıkan ritim sorunudur. Başlangıçtaki geniş zaman dilimi, finale doğru hızla eriyince izleyicide tatmin edici bir bağ kurma zorluğu doğabilir. Pirselimoğlu’nun tarzı, izleyiciyle mesafe koyup metaforlarla düşünmeye sevk eder; bu da bazı anlarda tekrara kaçan bir his yaratır. Ancak oyuncu kadrosundaki Tarhan Karagöz, Pirselimoğlu karakterinin fiziksel ve ruhsal tonlarını başarıyla yansıtarak bu zorluğu bir nebze dengeler.
Hayvanlar şehrinde yok yok kısmına dönüp bakarsak, Zootopia’nın bu yılki devam filmiyle ilgili ışıltılı bir geçiş söz konusu. 2016’da milyar dolar barajını aşan orijinal yapının ardından gelen ikinci bölüm, Judy Hopps ve Nick Wilde’in macerasını sürdürürken yeni karakterlerle zenginleşen bir dünya sunuyor. Yönetmenlik koltuğunda aynı ekip, senaryo da aynı yazar tarafından kaleme alınmış; seslendirme kadrosunda yeni ve eski yüzler bir araya geliyor. Türkçe seslendirme ise bu kez Cem Yılmaz’ın katılımıyla sürpriz bir dokunuş kazanıyor.