Asya’dan dünyaya yayılan ortak vicdan: Türkiye ve Japonya’nın insanlık için güç birliği ve ilham verici iş birliği hikayesi.
İki ülke arasındaki dostluk köprüsünün temelleri sadece resmi belgelerden değil; ortak vicdan, insani yardımlar ve tarihsel hatıralardan beslenir. Marmaray ve Osmangazi Köprüleri gibi büyük altyapı projelerinde Türk azmi ile Japon mühendisliğinin el ele verdiğini hatırlatırken, bu iş birliğinin yalnızca çelik ve betonla sınırlı olmadığını vurguluyoruz; güven, samimiyet ve gönül bağları da bu bağlılığın yapı taşlarıdır.
Asya’nın İki Ucundan Dünyanın Ortak Vicdanına: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nikkei Shimbun için kaleme aldığı bu makale, Türkiye ile Japonya’nın dostluk köprüsünün tarihi ve insani temeller üzerinde yükseldiğini ortaya koyar. 1890’daki Ertuğrul Fırkateyni kazası, Japon halkının gösterdiği şefkatin kalplerimizde bıraktığı izleri hatırlatır ve iki ülke arasındaki ilişkileri insanî bir zeminde güçlendirir.
Bu dostluk, zaman içinde altyapı, teknoloji, eğitim ve kültür alanlarında kendini gösteren pek çok ortak çalışmayı doğurmuştur. Boğaz’daki ikinci köprüden Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne kadar, iki ülkenin azmi ve uzmanlığı el ele vererek modernleşmeyi simgeleyen eserler üretmiştir. İstanbul’daki Çam ve Sakura Şehir Hastanesi de sağlık alanında gösterilen iş birliğinin parlak örneklerindendir.
İnsani diplomasinin en önemli temel taşları arasında halklar arasındaki muhabbet, kültürel benzerlikler ve karşılıklı saygı yer alır. Bu ortak zemin, sivil toplumlar, yardım kuruluşları ve kalkınma ajansları aracılığıyla yıllardır pekişmektedir. TİKA ile JICA’nın birlikte yürüttüğü projeler, devletler arasında ötesinde bir ortak vicdanı yansıtır ve iki halkın kadim gönül bağına işaret eder.
Gelecek için umut verici potansiyeller arasında Afrika ve Orta Asya’da altyapı, enerji ve ulaşım alanlarında ortak projeler, ayrıca Ukrayna ile Suriye’nin yeniden imar süreçlerinde yinelenen iş birliği yer alır. Küresel sorunlara karşı ortak çaba, yapıcı çözümlerin önünü açacaktır; çünkü tek başına hareket etmek artık mümkün değildir.
Türkiye ve Japonya’nın ortak çabaları, yapıcı çözümlerin yolunu açabilir ifadesi, iki halkın kaynaşmış tecrübelerini ve coğrafi erişimlerini öne çıkarır. İnsan odaklı yaklaşımımız, kamu diplomasi ve yardım alanında somut sonuçlar doğurur; bu da iki ülkenin karşılıklı güven ve vakar üzerine kurulu olan ortak siyasi iradesinin bir göstergesidir.
Japonya’nın kıymetli destekleri milletimizin hafızasında yer tutacak; 2023 depreminde Türkiye’ye verilen yardım, geçmişte Japonya’da yaşanan deprem ve tsunami felaketlerine karşı gösterilen dayanışmanın simgesidir. Gelecekte de benzer afetlerde karşılıklı desteği sürdürme kararlılığımız değişmeden devam edecektir.
Uluslararası krizler karşısında, karşılıklı güven temelinde hareket etmek isteyen iki ülke için gazze ve bölgesel konular önemli bir sınavdır. Ateşkes, insani yardımların erişimi, çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçları için kaynaklar, iki devletli barış perspektifi üzerinden adil bir çözüm arayışının merkezinde olmalıdır. Buna bağlı olarak, dünya genelinde barış ve vicdan için çalışırken, Gazze’nin trajedisine karşı ortak sesimizi yükseltmeliyiz.
Netice itibarıyla, Türkiye ile Japonya’nın dostluğu geçmişin güzel hatıralarından öteye geçerek günün buhranlarını aşmak için güçlü bir potansiyel sunar. Ortak irade ve dayanışma ile dünya, daha adil ve güvenli bir geleceğe doğru ilerleyebilir. Bu süreçte iki ülke olarak birlikte çıkarımlar yapmalı ve insanlık adına adalet ve barış için çalışmalıyız.