Akciğer kanseri küresel eğilimler, risk faktörleri ve erken teşhisin önemini inceleyen kapsamlı bir rehber.

Akciğer kanseri, hem Türkiye’de hem de dünyada en sık karşılaşılan kanser türleri arasındadır. Göğüs cerrahisi uzmanı Dr. Fatih Gürler, kanserin hücrelerin kontrollü olmayan çoğalmasıyla ortaya çıktığını ve hangi organı etkilediğine göre adının belirlendiğini belirtiyor. Dünyada her yıl milyonlarca yeni akciğer kanseri vakası konuluyor ve bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin sayısı da iki milyona yakın. Bu durum, akciğer kanserinin diğer kanserlerden ayrışan ve özellikle dikkat gerektiren bir tabloya sahip olduğunun altını çiziyor.
Sigaranın Rolü ve Diğer Etkenler
Sigara, akciğer kanseri için en önemli risk faktörü olarak öne çıkıyor. Dumanın solunum yoluyla doğrudan akciğerlere ulaşması nedeniyle risk büyük ölçüde artıyor ve bazı kişilerde risk, sigara içmese bile yükselebiliyor. Dr. Gürler, sigaranın akciğer kanseri riskini yaklaşık 20 kat artırdığını ifade ediyor; ancak çevresel etkenler de önemli rol oynuyor. Stres, kötü hava şartları ve asbest maruziyeti gibi etkenler bireyin risk profilini çeşitlendiriyor. Günümüzde sigara içmeyenlerde ve özellikle kadınlarda da akciğer kanseri vakalarının arttığı dikkat çekiyor.
Hastalık Belirtileri ve Teşhis
Akciğer kanseri sinsi seyir gösterebildiğinden, hastaların çoğu ileri evrelerde tanı alıyor. Yüzde 50’den fazlasında ileri evre tanısının konulduğu belirtiler arasında üç haftadan uzun süren öksürük, kilo kaybı, halsizlik ve kanlı balgam veya öksürük yer alıyor. Tanı sürecinde önce akciğerdeki anormal dokuyu belirlemek için basit bir tomografi kullanılır; ardından biyopsi ile kesin tanı konulur ve hastalığın evresi belirlenir.
Erken Teşhis İçin Stratejiler
Tedavi yaklaşımı hastalığın evresine göre değişir: erken evrelerde cerrahi müdahale sıklıkla önerilirken, ileri evrelerde kemoterapi ve radyoterapi rol alır. Son yıllarda immünoterapi gibi bağışıklık sistemi odaklı tedaviler de tedavi seçenekleri arasına girdi. Tarama programları halen sınırlı ülkelerde uygulanmakta; Türkiye’de resmi bir tarama programı mevcut değildir. Ancak 50 yaşın üzerinde olan ve sigara içen veya ailesinde kanser öyküsü bulunan bireylerin düşük dozlu tomografi ile tarama yaptırmasının, erken evredeki lekelerin ve şüpheli lezyonların saptanmasına yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Bu uygulama devlet politikası olarak benimsenmese de, risk grubundaki kişilere yönelik bir öneri olarak öne çıkıyor.