Aday tercihlerinde yaşanan eğilimler: kontenjan değişiklikleri ve mali endişeler üzerine kapsamlı analiz ve güncel bilgiler.
Bu yılki yerleştirme puanı hesaplamasında 2 milyon 310 bin 599 aday yer aldı ve bu kişiler arasından bir üniversiteyi tercih etme hakkı kazananların sayısı belirlendi. Ancak bunlardan 897 bin 865’i, tercih hakkı olmasına rağmen tercihte bulunmadı. Bu rakam, toplam adayların yaklaşık %38,8’ine denk geliyor. Özellikle son sınıf öğrencileri bu grupta baskın bir yer tuttuğu için, lise son sınıfı öğrencileri arasındaki karar değişimlerinin etkisi büyüktür.
İstatistiklere göre 812 bin 210 son sınıf öğrencisi tercih hakkı kazanırken, bunlardan 417 bin 760’ı yani yaklaşık %51,4’ü tercih yapmadı.
“Vazgeçenler” arasında büyük liselerdeki adaylar da var. Anadolu liselerinde yerleştirme puanı hesaplanan 920 bin 684 adayın 524 bin 684’ü tercih yaptı; ancak 396 bin kişi, yani %43, tercih yapmama tercihinde bulundu. Fen liselerinde durum benzer: 61 bin 436 adaydan 35 bin 771’i tercih etti, 25 bin 665’i ise tercih yapmadı (%41,7). Özel fen liselerinde ise 33 bin 277 adaydan 13 bin 140’ı tercih yapmadı (%39,4).
Rehberlik uzmanlarına göre, tercih yapmama kararının arkasında pek çok sebep bulunmakta. En önemli etkenlerden biri, devlet üniversitelerinde kontenjanların azaltılmasıdır; yaklaşık 184 bin kontenjan bu yıl daraldı ve bu durum sonuçların açıklanmasından sonra adaylar tarafından öğrenildi. Özellikle hukuk, diş hekimliği ve mühendislik gibi popüler bölümlerin kontenjanlarındaki düşüş, sıralamaların yükselmesini ve bu yüzden bazı adayların geleceğe daha güvenli bakmak için tercihlerini ertelemesini tetikledi.
Bir diğer önemli faktör ise finansal kaygılardır. Adaylar, yurt dışı seçeneklerini değerlendirirken vakıf üniversitelerinin yüksek ücretleri karşısında zorlanıyor. Buradaki burslu programlar dahi bazı durumda %25-50 burslar sunsa da, adaylar bu mali yükü karşılayamayacakları endişesiyle tercihlerini erteleyebiliyor. Ayrıca ilerleyen yıllarda artabilecek ücret artışlarının da kararları etkileyebileceğini düşünüyorlar. Ailelerin bulunduğu şehirdeki vakıf üniversitelerinin cazibesi, hem bütçe hem barınma maliyetleri açısından tercihleri etkiliyor. Şehir değiştirme ihtimali yüksek olan adayların çoğu da maliyet endişesi nedeniyle tercih yapmaktan vazgeçti.
Sonuç olarak, kontenjan değişiklikleri ve maliyet baskıları, adayların tercih davranışlarını derinden etkiledi. Bu dinamikler, gelecek yıl için karar alma süreçlerini de şekillendirecek gibi görünüyor.