Izmir işgali ve Büyük Taarruz’un Anadolu’nun direnişindeki kritik rolünü anlatan etkileyici bir inceleme. Tarih ve kahramanlık, derinlemesine bir rehber.
İzmir’in işgaliyle başlayan süreç, Türk varlığının Anadolu’dan sökülmesi planının ilk aşaması olarak işaretlendi. Yunan kuvvetleri, İzmir rıhtımına İngiliz, Amerikan ve Fransız gemilerinin korumasında çıktı; bu adım, Meğali İdea olarak bilinen Büyük Yunanistan hayalini hayata geçirme niyetinin göstergesiydi. Direnişin tohumları da bu dönemde atıldı; Hasan Tahsin işgale karşı ilk kurşunu Sarı Kışla önünde sıktı ve bazı subaylar zelzele gibi olayların ardından ısrarla mücadeleyi sürdürdü. İlk günlerde İzmir’de asker ve sivil olarak toplam 400 kişi şehit oldu; işgalin yayılmasıyla birlikte iki gün içinde kurban sayısı 4 bine ulaştı.
Yunan güçleri 1920’nin Haziran’ında Gediz’e kadar ilerleyince Atina’da hükümet değişikliği yaşandı; Eski Kral Konstantin sürgünden dönüp iktidarı ele geçirdi. Ancak Anadolu’daki işgal sürdürülüyor; 1921 yazında İzmir ile Bursa’nın yanı sıra Kütahya, Afyon ve Eskişehir işgal altına girdi. Bu süreçte direnişin simgesi haline gelen Büyük Taarruz’un hazırlıkları hız kazandı.
TEK YOL TAARRUZ başlatıldı ve 23 Ağustos 1921’de Türk ordusu Sakarya’nın gerisinde etkili bir direniş sergiledi. Sakarya Savaşı’nda Yunan taarruzu geri püskürtüldü; fakat savaşın temas noktası Afyon Ovası oldu. 26 Ağustos 1922’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Büyük Taarruz tüm cephede başladı; 30 Ağustos’ta zafer kazanıldı ve İzmir, 9 Eylül 1922’de üç yıl, üç ay, 24 gün süren işgal sonrası özgürlüğüne kavuştu.
Mustafa Kemal, düşmanlarının da saygısını kazandı.
Büyük Zafer, Yunanistan için hem siyasi hem de toplumsal açıdan ağır sonuçlar doğurdu: Afyon Ovası’nda imha edilen Yunan ordusu, geri çekilmek zorunda kaldı ve Trakya’ya kadar olan ilerleyiş durduruldu. Krizler ve bozgunlar sonrasında Anadolu’da barış için yeniden adımlar atıldı; 1952 yılında Yunanistan’da yaşanan siyasi değişimler, bu derin mağlubiyetin sonuçlarını göstermekteydi.
İzmir’in kurtuluşunun ardından Yunan birlikleri, Uşak ve çevresinde insanlık utancını da geride bıraktılar. Köyler ateşe verildi, kadınlara tecavüzler ve çocuk katliamları yaşandı; yaklaşık 200 kişi yalnızca Uşak’ta yanarak can verdi. Tarihçiler Kinross ve McCarthy, olayların bölgesel yıkıma yol açtığını ve sivil kayıpların geniş çapta olduğuna dikkat çekti.
Yunan komutanı Nikolaos Trikopis’in hatıralarında da bu süreç biçimince bir ders olarak yer aldı: Atina’da Türk basınına konuşan Trikopis, “Hata Anadolu harekâtıydı; hem de muazzam bir hata.” sözleriyle savaştaki hayal kırıklığını ifade etti. Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği’nde, Trikopis’e karşılık Mustafa Kemal Paşa’nın insani davranışı, karşılıklı saygının ve çocuklar için daha iyi bir gelecek arzusunun simgesi olarak anıldı.